ayineidiba

5/5/2008

“KİMYA HATUN”A GÖRE KADIN OLMANIN EVRELERİ

Çocukken hareketli ve dudu dilli minik kuşlara benzerler. Biraz büyüdüler mi hayatın sırrını çözmek için sağa sola uçuşan meraklı, sessiz ve gizemli kelebekler gibi olurlar. Ergenlik çağından evlenene kadarki süreçte ise tavus kuşunu andırırlar. Bir içim sudurlar o sıralarda, oya gibi nazlıdırlar. Anne olduktan sonra yavrularına su ve yem bulmak için çırpınan dişi kuşa benzerler. Yavruları büyüdükten sonra kalınlaşmış ses tonları ve tulum gibi olmuş ağır bedenleriyle sağa sola emirler yağdıran, o güne kadar edindikleri tecrübelerle ‘en iyiyi bildiğini sanan’ şişman, iddialı ve dişli bir kaza benzerler.

O gururlu ve şişman kazların neden zamanla kötü tıynetli, iğrenç sesli, halkın yaşam denen çöplüğünü karıştırarak ayıbını arayan, gözlerini bir an diğerlerinden ayırmayan, zayıf veya hasta birini gördüklerinde hemen feryat etmeye başlayan birer kargaya dönüştüğünü ise kimse bilmiyor. En acı olanı ise kelebek ve tavusluk dönemlerinin bir göz açıp kapama gibi kısa bir sürede bitiyor olması; aynen bir rüya gibi. Kargalık günleri ise ne hikmetse uzun ve bitimsiz oluyor, aynen şeb-i yelda gibi… (S.285-286)

 

 Not: Şeb-i Yelda: 21 Aralık, yılın en uzun gecesi.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »